|
 |
| |
 |
Starsailor
Çok uzun zamandır hiçbir albümü böyle büyük bir keyifle dinlememiştim doğrusu. Hayran kalacağım bir albüme adım adım yaklaştığımın sinyallerini aslında albümün kapağından almıştım. Tren yollarının taşıdığı esrarengiz hüzündü beni ilk çeken, albümde yeralan şarkıları dinleyince yanılmamış olmanın mutluluğu yayıldı içime. Zira son zamanlarda dünyanın parasını verip aldığım albümler beni hep hayal kırıklığına uğratmıştı (Bu yüzden artık albümlerin önce korsanlarını almak zorunda kalıyorum. İyi bir albüm olduğuna inanınca da orjinalini alıyorum, kimse kusura bakmasın! İnsanların üç kuruş için birbirinin gözünü oyduğu bir ülkede 25-30 milyona albüm satanlar utansın!)
İşte bu hüzünlü albüm "Love Is Here"ın sahibi Starsailor, Türkiye'ye geliyor. Bence kaçırmayın!
İşte benim albümünü dinlemekten bıkmadığım Starsailor hakkında kısa bilgiler;
İngiltere'nin kuzeybatısından gelen ve dört kişiden oluşan Starsailor, isimini bir Tim Buckley LP'sinden alarak James Walsh'ın olağanüstü söz yazarlığının etrafında birleşti. Buckley sonrası olarak anılmanın klişe haline dönemde bu benzetmeyi geçersiz kılmaya karar vererek orijinal kaynaklarına geri döndüler. "İki yıl önce Jeff Buckley'in bir etki olduğunu itiraf eden bir grubun ropörtajını okudum" diyor Walsh, "Böylece gidip albümü aldım ve şimdiye kadar dinlediğimiş olduğum herşeyden kat kat iyi olduğunu farkettim. Ondan sonra Tim Buckley, Neil Young ve Van Morrison dinlemeye başladım ve kapılar açıldı. Bizim müziğimiz onunla gerçekten alakası yok, o sadece ateşleyici oldu. Onu duyduğum zaman bana dokunduğunu hissettim ve yapmak istediğim şeyin bu olduğunu biliyordum."
Starsailor'ı ilk kez dinlemek muhteşem bir deneyim. Parçaları gençliklerini yalanlayan bir yalınlığa ve melodik güce sahip. Müziklerinin etkisiyse Nirvana'yı ilk kez dinliyor gibi yaralayıcı olduğunu söylemek abartılı olmaz. İlk şarkılarındaki aşk ve umut masalları James Walsh'un sadeliği ve dünyeviliği birleştiren akrobatik vokalleriyle süslü.
Müziğe obsesif bir şekilde bağlı olan ve her zaman yalnız olan Walsh erkek figürünü fazlasıyla temsil eden okul arkadaşlarıyla ve yakın çevresiyle bağlarının zayıfladığını hissederek büyür. Her zaman daha "fazlasının" arayışı içindedir. "Okulda uyumsuz olduğum düşünülürdü" diyor. "İnsanlar fazlasıyla hassas olduğumu söylerlerdi, ama ben sadece olup bitenleri sorgulayan biriydim. Benden başka herkeste bir alaycılık durumu vardı."
Starsailor yapbozu son parça olan Barry Westhead'in 2000 yılının başında gruba katılmasıyla tamamlandı. Benimsedikleri daha baskı altına alınmış bir sound ve net bir vizyon meteorik bir yükselişin başlayacağının sinyallerini veriyordu. Starsailor ilk konserini Nisan ayında London's Heavenly Social da Verdi. Glastonbury den Haziran başında döndüklerinde plak şirketleri kapılarında toplanmaya başlamışlardı bile. O geceki konserlerini şans eseri izleyen bir NME muhabiri ertesi hafta son derece parlak bir eleştirilerini yazdı. Bu tüm süreci hızlandıran tesadüfi bir gelişme oldu. Grup üç ay içinde EMI ile sözleşme imzaladı. "Alışıldık bir akustik gitar resminin içine sürüklenmek istemiyorduk," diye açıklıyor Walsh, "Bu yüzden EMI'yi seçtik, çünkü soundları bizimkiyle benzeşen başka bir çalışmaları yoktu. Biz her zaman birşeylerin dışında olduk. Hiçbir zaman ne Londra da ne de başka yerde diğer gruplarla dolaşmadık. Wigan da yada Warrington da olmak sizi herşeyden izole eden bir durum."
Ortaya eşi benzeri olmayan bir şey çıkarmaları için gerekli olan özgürlüğü sağlayanda bu izole edilmişlikti sahip oldukları kararlılık. "İnsanlar her zaman doğru düzgün bir işe girmemi söylerlerdi," diyor Walsh, "Starsailor bile yeterince iyi değildi, ama ben şakı söylemenin yaptığım en iyi şey olduğunu biliyordum. Yapamayacağım bir şeyi niçin yapmam gerektiğini de anlamıyordum."
|
|
|
|
|