ANASAYFA

 
   KONSER
   KİTAP

 
  WORLD TOP 10
    MUZIKLINE

  MESAJ PANOSU


STAR ALBÜM RÖPORTAJ VCD DVD

  Eric Clapton
Uzun yıllar müzik dünyasındaki bütün entrikalara rağmen ayakta kalmayı başaran, hepsinden önemlisi artık dibe vurmuşken bir anda yeniden zirveyi yakalayan ünlü müzisyen Eric clapton'ın 4 mart 1998 tarihinde Fransa'nın ve dünyanın en önemli basın kuruluşlarından Le Figaro'da yayınlanan röportajından bazı bölümlere sitemizde bir kez daha yer veriyoruz.

Duygularınızı açığa vurmayı seviyor musunuz?

-Bana kalırsa hayatla gerçek anlamda bir kontak kurmanın tek yolu bu. Samimi ve doğal olmaya çalışıyorum. Benim bütün hayatım hatalarla dolu, bazen bunları düzeltebiliyorum, bazen farkına bile varamıyorum.

Blues müziğe saygını hep dile getiriyorsunuz, bu gerçekten hayatınızı anlam katan bir eylem mi?

-Bu beni gerçekten kendine çeken bir eylem. Ve sürekli bana verecek bir şeyleri olduğunu fark ediyorum. Blues müziği ilk duyduğumda, ki bu Sonny Terry ve Brownie McGhee'nin enstrümantal bir eseriydi, gitar ve armonikanın olağanüstü ifade tarzı ve canlılığına kapıldım. İçinde ne bir mesaj, ne de keder vardı.Bu çok sade ve çekici bir yaklaşımdı benim için.

Blues'un Robert Johnson, Muddy Waters, Big Bill Broonzy gibi birçok üstadı ve sizin yakın dostunuz Steve Ray Vaughan ardarda yok oldu gitti. Bu stilin artık yok olmaya yüz tuttuğu duygusuna kapıldığınız oldu mu hiç?

-Yok hayır, sanmıyorum. Ben bir müze bekçisi değilim. Bu benim doğamda var.İçimden geldiği için yapıyorum, yoksa yok olmaya yüz tutmuş bir tarzı korumak gibi bir düşüncem yok.

Geçmişi düşünüyor musunuz? Mesela, John Mayal dönemini?

-Elbette, muhteşem dönemlerdi. Hatta, ondan öncesi, yani "Yardbirds" dönemi. O yıllar geçmişte kaldı ve asla geri gelmeyecek. O zamanlar gençtik ve cebimize girecek birazcık para için sabahlara kadar gece klüplerinde çalar, söylerdik. Herşey mümkündü. Ne özgürlük!

Kendinizle barışık mısınız?

-Evet, ama inanın bu hiç kolay olmadı!

hep aynı hikaye, uyuşturucu, alkol ve rock'n'roll...

-Bugün bütün bunlar bana acıklı ve çocukça geliyor. Bunu şu anda size samimi görünmek için dile getirmiyorum. Çünkü bunlar tembellikten hiç bir şey yapamayanların sığındıkları bir kaçış yolu olarak çıkıyor karşıma. Ressamın resim yapmaya, yazarın yazmaya ihtiyacı olduğu gibi müzisyenin de beste yapmaya ihtiyacı var. Ancak uyuşturucu ve alkol bunları sağlayan hayal gücünü köreltiyor. Uyuşturucu ve alkol alırken,farkında olmadan içinizdeki yaratıcı güç yavaş yavaş yok oluyor. Bunu yaşadığım için çok iyi biliyorum.

Kadınlar hayatınızda önemli bir yer tutuyor mu?

-Evet, tabii. Onlarla arkadaşlık etmeyi seviyorum. Çok kolay iletişim sağlayabiliyorum onlarla...Şüphesiz duygusal ve kolay aşık olabilen biriyim...

Müziğin hayatınızdaki en önemli ihtirasınız olduğu söylenebilir mi?

-Her durumda değil. Müzik benim için bir hobi. Ondan zevk alıyorum, ama gerçek bir keyif bu. aynı nzamanda hayatımı da bu şekilde kazanıyor ve böylelikle mutlu bir yaşam sürebiliyorum.

Tanrı'ya inanır mısınız?

-Evet, inanıyorum. Çünkü bu bana kendi dışımda olan bitenlere de inanmamda yardımcı oluyor. Sadece ben yokum evrende ve varlığımın bir nedeni var. Böylelikle hayatımı gözden geçirebiliyor ve bir amacı olduğunu fark edebiliyorum. Dönüp geçmişe şöyle bir baktığımda "Hendrix" ve "Morrison" gibi uyuşturucu ve alkol nedeniyle ölenlerin boşu boşuna hayata veda ettiklerini görüyorum ve tabii üzülüyorum. Maalesef bundan kimse bir ders almıyor.

Bugünün müzikleri seviyor musunuz?...Rock, Rap,Techno,Trip Hop vs..?

-Bütün genç ingiliz gruplar, londra'da yaşıyor. Hepsi süperler. Radiohead ve The Verve' ü çok seviyorum. Prodigy muhteşem. Oasis onların dışında farklı bir grup, zira onlar Beatles'ın devamı. Doğal olarak kesin özgür bir çizgileri yok. Bir çeşit nostalji söz konusu onlarda. Şimdilerde kendimi yaşlı bir aslan gibi hissediyorum ve genç aslanların yaklaştığını hissediyorum.

Peki, Spice Girls?

-Onlar tamamen ticari bir grup. Bir kampanya ürünü, para kazanmanın başka bir şekli. Ama onlara kesinlikle karşı değilim, sadece ne dediklerini anlayamıyorum.

1993 yılında "Unplugged" albümünüzle 6 Grammy ödülü kazanınca şaşırdınız mı?

-Bana öyle geliyor ki, bu işte profesyonel olanlar,içinde bulunduğum karanlık ve sıkıntılı dönemden çıkartmak istediler. Küçük oğlum iki yıl önce ölmüştü ve en yakın dostum, Steve Ray Vaughan yaşamını kısa bir süre önce yitirmişti. Albüm benim için harika bir çalışmaydı aslına bakılırsa. Ancak bu ödüllerin desteğinin de hayatımda ayrı bir yeri var.

Bir yeniden doğuş denebilir mi?

-Elbette. Hayatıma yeni bir sayfa açtığım bir dönem daha uygun sanırım.

Geçmişe baktağınızda üzüldüğünüz dönemler?

-Ah, evet. Birçok zaman görüyorum boşa geçen. 10 koca yıl içki ve uyuşturucuyla geçen. Bu dönem için gerçekten üzgünüm. Ama belkide olması gerekti ve oldu. Ancak gerçekten bunun için çok üzgünüm.
 
Daha önceki Röportajlar:
1 - Umay Umay
2 - Burak Uçkun
3 - Georges Moustaki
4 - Serdar Öztop
5 - İlhan İrem 3.bölüm
6 - İlhan İrem 2. bölüm
7 - İlhan İrem
8 - John Lee Hooker (1917-2001)
9 - STARSAİLOR
10 - Naim Dilmener
11 - Eric Clapton
12 - Bülent Ortaçgil



Muzikline Arşiv

Üye Girişi
Şifremi Unuttum
Üye Olun

Sezen Aksu
Kaybolan Yıllar
Hümeyra
Sessiz Gemi
Mehmet Pekün
Zor Dostum

    VIDEO KLIP
   DOWNLOAD


    NOSTALJİ


  

  

  
   
© 2000 - 2002 muzikline.net-powered by  


Muzikline.net İçerik: Ediz